Kayıtlar

Mart, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Işıklı Pencereler ve Görmediğimiz Çocuklar

Resim
Sabahın altısında uyandım. Ezan çoktan okunmuştu. Şehir hâlâ ayaktaydı; ışıklar sönmemiş, arabalar aceleyle birbirini kovalamaya devam ediyordu.  Gökyüzü tam aydınlanmamıştı ama karanlık da değildi. İnsan ruhu gibi… Ne tam gece, ne tam sabah. İçimde garip bir his vardı. Çocuksu bir özlem.Adını koyamadığım, kelimelere sığdıramadığım bir şey. Kendi kendime sordum: “Ne özlüyorsun?” Bir insan bazen neyi özlediğini bilmeden özler mi?Evet, bilmeden de özlenir. Çünkü bazı hislerin adı yoktur; sadece kalpte bir ağırlık, gözde hafif bir buğu olarak dururlar. Zaman su gibi akıp giderken, ben ellerimle o suyu tutmaya çalışmışım sanki.  Tutamamışım. Avuçlarımın arasından kayıp giden şey sadece zaman değilmiş; belki de eski bir saflık, eski bir duyarlılık, eski bir “biz” duygusuymuş Pencereden dışarı baktım. Şehrin her yanı ışıklarla doluydu. Işık çoktu ama içim nedense aydınlık değildi.  Uğuldayarak geçen arabalar, bir yerlere yetişme telaşındaki insanlar… Herkes ya geç k...