Aynaya Bakma Cesareti: Hayatının Direksiyonuna Geçme Zamanı
İnsan hayatı boyunca o kadar çok şeyin peşinden koşuyor ki... Mutluluk diyor, başarı diyor, huzur diyor... Ama nedense o ilk adımı atmaya bir türlü cesaret edemiyor. Çünkü o adım, insanın canını yakan o meşhur "kendine dönme" meselesi. Hepimiz bir şeyler ters gittiğinde hemen parmağımızı dışarı uzatıyoruz; şartlar kötüydü diyoruz, insanlar anlayışsızdı, ailem arkamda durmadı, zaman yetmedi... Parmaklarımız hep başkasını suçlamaya o kadar alışmış ki, o sırada diğer üç parmağın kendimize dönük olduğunu fark etmiyoruz bile. Aslında biliyor musun, hayatımızdaki sonuçların çoğu bizim o sessiz seçimlerimizin ürünü. Seçimlerimizi ise o hiç susturamadığımız düşüncelerimiz doğuruyor. Eğer içerideki o kafa yapısı değişmezse, dışarıdaki manzara da asla değişmiyor. Yani değişim dediğin şey ne iş değiştirmekle olur ne şehir ne de sevgili... Her şey önce o zihinde başlar; zihindir sana bazen yol olan, bazen de koca bir duvar. İstiyoruz, evet. Çok şey istiyoruz ama bedel öde...