Sessizliğimiz, Masumiyetin Katili Olmasın


​"Bir çocuğun ahı, gökyüzünü sarsan en büyük feryattır; bu feryada dilsiz kalmak ise insanlığın en ağır sükûtudur."

​İçim öyle dolu ki, kelimeler boğazımda düğümleniyor.
​Bazen durup düşünüyorum; dünya dediğimiz bu kısacık yolculukta ne ara bu kadar canileştik? İnsan denen varlık, nasıl olur da bir çocuğun o tertemiz masumiyetini kirletecek kadar alçalabilir? Bizim "gelecek" diye umut bağladığımız o küçük ruhlar, bugün ne yazık ki en yakınlarından; babasından, amcasından ya da dayısından gelen ihanetlerle sarsılıyor.
​Bu sadece bireysel bir sapkınlık değil. Bu, toplumun her hücresine sızmış, kapalı kapılar ardında gizli defterlere hapsedilmiş devasa bir utançtır! Ve bizler, bu utancı bildiğimiz halde ne ara bu kadar susmaya meyilli hale geldik?
​"Elimden bir şey gelmiyor" demek, bir bahaneden öteye geçmiyor artık. Susmak, aslında o kötülüğe ortak olmaktır. Konuşmaya cesaret edemeyen, bilip de başını çeviren her vicdan, o çocukların hayallerinin çalınmasına izin veriyor demektir. Eğer elinizden hiçbir somut şey gelmiyorsa bile dua edin; samimi bir yakarışın gücüyle belki bir masum o an kurtuluş bulur.
​Savaşların bile bir onuru, bir sınırı olurdu; oysa bugün karşımızdaki caniler ne şereften ne de namustan anlıyor. Bizler bu dünyaya güzellikler katacak, temiz nesiller yetiştirecektik. Ancak bugünün gerçeği; nefsinin esiri olmuş insanların minicik canlara yaşattığı o kapkaranlık acılar...
​Ben bu adaletsizliğe karşı susmayacağım. Yazarak, sesimi yükselterek ve dualarımla bu karanlığın karşısında durmaya devam edeceğim. Çünkü biz sustukça kötülük besleniyor, biz bastırdıkça onlar daha da cesaretleniyor.
​Hani bir çocuk vardı; "Sizi Allah’a şikayet edeceğim" diye ağlayan...
Hani o deniz kenarında ölen çocuk...
Savaşın ortasında kaçırılanlar, açlığa mahkûm bırakılanlar, soğukta donup giden o minicik canlar...
​Çaresizlik içinde içi kan ağlayan anne babalar var. Her insan anne baba olamaz. Psikolojide "ensest" diye adlandırılan o aile içi iğrençliği saklayan o kadar çok kişi var ki! Olan yine masumlara oluyor. Hadi bunun üstünü kapatıyorlar, hadi duymuyoruz... Peki ya o donan çocuklar? Aç kalanlar? Dünya gündeminde küçücük çocuklara yapılan eziyetleri Full HD TV’lerde, internette gördüğümüz halde ne yapıyoruz?
​Susmak yetmez. Susmak, içimizde sadece bir katil besler. Zamanla o sustuğumuz katillerle yol almaya başlarız. Susma! Dua et. Dua ile açılmayacak kapı yok. Paylaşım yap, "Durun!" de. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum: Masumlara yardım et!
​İçindeki vicdanı kirletmelerine izin verme. İyilik dolu o yüreğe sahip olabilmek her yiğidin harcı değil. Cesaret, herkesin harcı değil. Bize şunu öğretmeye çalışıyorlar: Öğrenilmiş Çaresizlik.
​İnsan denen varlık buna öyle bir mahkûm ediliyor ki, kimse farkında değil. Düşünsenize; ilk çocuk katilleri ortaya çıktığında millet neler yapardı? Yer yerinden oynardı. Şimdi ise her yerde yaymaya çalışıyorlar, gözümüzün önünde yapıyorlar ve bizi susturmaya, sanki bu ulaşılamaz bir güçmüş gibi bizi o çaresizliğe sürüklemeye çalışıyorlar.
​Uyanın artık!
Dünya diyorum... Müslüman demiyorum, Ali demiyorum, Ayşe demiyorum; topluluk diyorum! Bu bir çağrıdır. Artık masum çocukların masumiyetine dokunulmasın!
​Öğrenilmiş çaresizliği kafanızdan atmanın zamanı gelmedi mi? Daha nereye kadar katillerin keyfini yerine getireceksiniz?
​Susmayalım. Yazalım. Yayalım. Dua edelim.
Çünkü Allah var.


Göklerin ve yerin sahibi olan Allah, her feryadı duyar. Biz safımızı belli edelim, sesimizi yükseltelim; gerisi O’nun sonsuz adaletine emanet. Masumiyetin kazandığı bir sabahı hep birlikte inşa etmek duasıyla...




​"Oysa biz çocukları uyurken sessiz olurduk, ölürken değil... Bir çocuk kıyıya vurduğunda, aslında bütün insanlık o denizde boğulmuştur. Dalgalar sadece minik bir bedeni değil, merhametimizi, adaletimizi ve 'uygar' dediğimiz dünyamızın sahte ışıklarını da sürükleyip getirdi önümüze.
​Dünya artık çok ağır bir yer; bir çocuğun cansız bedenini taşıyamayacak kadar ağır... O, sustuğu her şeyi Allah’a anlatmaya gitti. Biz ise hala burada, bu sessiz feryadın gölgesinde vicdanımızı aramaya çalışıyoruz.
​Affet bizi çocuk; biz seni koruyamadık, senin hayallerini bir kıyıya, masumiyetini ise tarihin karanlık sayfalarına terk ettik."


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kendi Labirentinden Çıkış

Gerçek Zenginlik: Bir Kahve, Bir Kitap ve El Değmemiş Bir Vicdan

İmtihan Dünyasında Yol Almak