Uçurum Kenarındaki Tercih: Bağlılık mı, Özgürlük mü?
Kendi yolunu unutmuş herkes için bir yüzleşme…
"Bir insan bir insana ne öğretir?" diye sorarlarsa; bir insan, diğerine huzur bulmayı, akıllıca hareket etmeyi ve doğru yolu keşfetmeyi öğretir derim. Ama aslında seni sen yapan, o insanın yüreğine bıraktığı acılardır.
İçindeki o sönmeyen acıyla, kendin inşa ettiğin bir kafesin içinde kaldın. Hep bir umutla, "Belki kapısı açılır da bir nefes alırım" diyorsun. Ama bil ki o kapı ancak sen kendine bağlı olduğunda açılır. Sen kendini bir başkasına mahkûm ettin, kendini ona yenik düşürdün.
Sahiden, Sen Kimsin?
Bu küçük hayatta, zaman su gibi akıp giderken kim olduğunu unuttun. Kendi hayatını yaşamak varken; "sevgi" sandığın o körü körüne bağlılık ve alışkanlık için feda ettiğin yılları ne zaman geri alacaksın? Demediler mi sana; insan seni senden eder diye? Seni bir yokuşta bırakıp "yolu tercih et" diyen de insandır, seni uçurum kenarında bırakıp kararı sana terk eden de...
O bağımlı halinden ne zaman kurtulursan, bu yüklerden de o zaman kurtulacaksın. Yol senin, hayat senin; ama şu an yürüdüğün yol senin değil. Çünkü o yol sana değil, bir başkasına olan bağına çıkıyor. Önce düşünce yapını ve içindeki o hissi değiştir. Bir insanı gözünde bu kadar büyütüp, seni uçurum kenarında tutacak gücü onun ellerine verme.
"Yaş 35, Yolun Yarısı Eder" mi?
Şairin dediği gibi, zaman su misali akıyor. Bir bakmışsın 35’ine gelmişsin. "Gençliğim nereye gitti?" diye sayıklamak yerine, "Ne güzel yaşadım!" diyebilmek mühim. Sen bu kararı yolun başında, o çaresizlik içinde kıvranırken verecektin. Seni gitmekten alıkoyan şey aşk değil; bunu kavradığında her şey değişecek. Aşkın bazen ne kadar bencilce bir duygu olduğunu bilmen yeterli. O yanındayken mutlu olduğunu sanıyorsun ama onsuz da mutlu olabilirsin. Sen sadece yürümeye takat bulamadın.
Güç, Acıdan Sonra Gelir
Zamanı gelince "Neden?" diye soracaksın ama geç olmayacak. Hiçbir acıyı tatmadan güçlü olamazsın; gerçek güç, büyük sancılardan sonra gelir. O uçurum kenarında kararını verdiğinde, "Aşk denen bu illet, bu kadar can yakmasaydı keşke" diyeceksin. İşte o an aynaya bakabilecek yüzün olduğunda, kafesin kapısını açıp "Özgürüm!" diyebileceksin.
Bağımlılıktan koptuğun an, içinde bir sızı oluşacak. "Karar verdim ama neden bu sızı var?" diye soracaksın. O sızı, kurduğun hayallerden vazgeçmenin uktesidir. Ama o sızıyla yürü; gör bak o sızı sana nasıl bir cesaret verecek!
Yeni Bir Sayfa
Hayat seni her şeyle sınar: Bir dost kazığıyla, değer verdiğin kişilerin aslında üç kuruş etmediğini gördüğünde ya da sevdiğim dediğin kişinin seni uçurumda bırakışıyla... Ama emin ol, sen düşünce yapını değiştirdiğinde yeni bir yol açılacak. Hayat dediğin üç günlük dünya; şairin o "yolun yarısı" dediği yere varıp varmayacağımız bile belli değil.
Şimdi silkelen, o kafesten çık ve sadece kendi yolunda yürü. Yol senin, tercih senin.
Peki ya senin hikayen? Sen hiç o uçurumun kenarında, bir başkasına olan bağın yüzünden kendi yolundan vazgeçtiğini hissettin mi? O kafesin kapısını açacak gücü kendinde bulabildin mi?
Yorumlarda dertleşelim, belki senin yolun bir başkasına ışık olur...
Yorumlar
Yorum Gönder